Popular Posts

TOSAT Danışmanlık

Web Sitesi Tasarım + SEO (arama motoru optimizasyonu) ve Sosyal Medya Hizmetleri --------------------------------- Bahariye Caddesi No:55 Başoğlu İş Merkezi Kat:5 Ofis:16 Kadiköy / İstanbul --------------------------------- TosatDanismanlik.com

Blogger, WordPress & SEO

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Slider Top

[4][true][slider-top-big][Slider Top]
Buradasınız: Ana Sayfa / Blogunuzun Da İhtiyaçları Var - 1

Blogunuzun Da İhtiyaçları Var - 1

| 2 Yorum

Blogunuzun Da İhtiyaçları Var



Kendisi yaşlı, ancak blogger’lık kariyeri çok genç (sadece 6 aylık) bir blogger olarak bu işi öğrenmeye ve sitemi ayakta tutmaya çalışıyorum. Kendi sitem olan Liveaplus.com'da ilgimi çeken konularda yazıyorum. Blog Doktoru’nda “Misafir Yazar” kontenjanından yararlanıp, blog hazırlamak konusundaki birkaç görüşümü paylaşmak için buradayım. Bu fırsat için Blog Doktoru’na teşekkür ederek yazımıza başlayalım.



Sizlere bir Blog’un ihtiyaçları hakkında edindiğim tecrübelerden kaynaklanan kişisel görüşlerimden bahsetmek istiyorum. Bu konuda bir çok yerde bir çok farklı yazı yayımlanmış olsa da farklı bakış açıları edinmek, yeni görüşler ve tecrübeleri dinlemek, bu konuda üretmeye benim gibi yeni başlamış arkadaşlara ışık tutabilir.

Bu noktada özellikle söylemek gerekirse, bu yazı teknik bir içeriğe sahip değil çünkü bu konudaki bilgi ve tecrübem ahkam kesmeye müsait değil. Ayrıca, şu anda bulunduğunuz sayfada bu konuda bir yazı yayınlamak haddime de değil. Teknik konularda zaten kendini ispatlamış bir çok “usta blogger” ın görüşlerini Blog Doktoru’nda da internette farklı kaynaklarda da bulmak mümkün. Bu yazımız biraz daha genelgeçer kavramlarla ilgili olacak.



Neden Blog Yazmak?

Öncelikle neden yazmak istediğinize karar vermeniz önemli. Sizi blogger’lığa iten nedir? İçini dökmek mi? Yazmayı sevmek mi? Para kazanmak mı? Ünlü olmak mı? Ya da başka bir sebebi mi var? Sanırım en önemli nokta, yazmaya başlamadan önce, blogunuz hakkında “Neden?” sorusuna cevap vermeniz olacaktır. Sakın “Bu soruya tatminkar bir cevap veremiyorsanız sakın yazmayın?” şeklinde anlamayın bu soruyu. Böyle bir şey demeye kimsenin hakkı yok. Bu sorunun cevabı, blogunuz ile ilgili sonrasında alacağınız kararları etkileyecek. Bu yüzden önce “Neden?” sorusuna kendinizi tatmin edecek bir cevap bularak başlamanız sonraki işinizi kolaylaştıracaktır.

Planlama Şart

Evinizde, herhangi bir cakalı deftere günlüğünüzü bile yazacak olsanız bir ön hazırlık, bir planlama yapmanız şart. Hangi defter, hangi kalem, ne zaman ve ne sıklıkta yazılacak, defteri nerede saklayacaksınız, vs. Bir çok konuda planlama yapmanız, en azından karar vermeniz gerekli. Tabii ki “içimden geldiği zaman, içimden geldiği yere, içimden geldiği şekilde yazarım” da diyebilirsiniz. Ama bu bile bir “karar” dır. Günlük yazmaktan bir kaç beden daha büyük bir iş olan “Blog yazma” için de benzer bir planlama yapmanız blogunuzun geleceği açısından önemli. Öyle ya, bu kez yazdıklarınızı başkaları da okuyacak.

Peki kim onlar? Yani kime hitap edecek blogunuz? İçeriği ne olacak? Ne sıklıkta yazacaksınız? (ne sıklıkta yazmanız gerekliği değil burada bahsettiğim. Bu konuda Blog Doktoru ortalama olarak haftada birkaç yazı yazmak gerektiğini tavsiye ediyor. Peki siz ne sıklıkla yazacaksınız ya da yazabileceksiniz?). Peki bu sıklıkta yazmak için ne kadar zaman harcamanız gerekecek? Bu zamana sahip misiniz? Hem yazacaklarınız hem de blog yönetimi hakkındaki bilgileriniz yeterli mi? Kaç kişi takip edecek? Yazdıklarınız kaç kişiye ulaşacak? Tanıtımını nerede yapacaksınız? Birinci ay, altıncı ay, birinci yıl sonunda nereye gelmiş olacaksınız? Kaç yazı, kaç takipçi, kaç yorum? Peki kaç reklam? Reklam geliriniz olacak mı? Olacaksa ne kadar olacak? Blogunuz için başarı kriteriniz ne? Ne olursa başarılı veya olmazsa başarısız sayacaksınız kendiniz?

Bu soruları çoğaltmak mümkün. Yazmaktaki amacınıza ve daha önceki blog tecrübelerinize göre listeyi dilediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Ancak bilin ki ne kadar uzatırsanız, adımlarınızı o kadar bilinçli atacaksınız. Bu da blogunuzun/sitenizin/sayfanızın, günün popüler terimi ile bir süre sonra “Çöp Site” olmasını engelleyecektir.



Planlama konusunda göz önünde tutulması gereken en önemli konulardan biri de planı güncel tutmaktır. Hedefiniz yolunda zaman zaman engellerle karşılaşacaksınız. Bu engellerden gereken dersler çıkarılmalı ve yol haritası gerektikçe çıkarılan bu dersler ışığında güncellenmelidir. Bu güncellemelerde, takipçilerden gelen yorum ve önerilerin de dikkate alınması iyi olacaktır.






İçeriğin İktidarı 


Blog konu ile birazcık haşır neşir olmuş herhangi birinin 
karşısına en çok çıkacak kelimelerden biri “İçerik” tir. Bu kelimenin cümle içinde en çok kullanılmış hali de “İçerik Kraldır” olacaktır. Evet, planlama yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan birisi yukarıda da bahsettiğimiz gibi “ne yazacağınız”, yani içeriğinizdir.


İçerik kavramını birkaç alt kategoriye ayırmak sanırım çok da yanlış olmayacaktır:


Konu:


Ne konuda yazacaksınız? Kimileri bir blogun tek bir konuda, ya da birbirine yakın konulardan oluşan bir içeriğe sahip olması gerektiği, bir futbolcu transferi ile ilgilenen ziyaretçinin aynı sayfada bir ressam ya da onun tablosu ile ilgili bir başka yazıyı görmekten hoşlanmayabileceği görüşünde. Saygı duyarım, ancak aynı fikirde değilim. Blogger’ın ilgisine, bilgisine, tecrübesine göre, istediği konularda yazmasının bir sakıncası olmadığını düşünüyorum. Hepsinden öte, bence burada geçerli olan kriterler “Paşa Gönül Kriterleri” dir. Blogger gerek görürse çok farklı konuları aynı sayfa altında toplayabileceği gibi, dilerse her bir ana konu için ayrı bir sayfa ya da blog açmayı da tercih edebilir. Tabii ki konuların çeşitliliğine veya sunuma göre ziyaretçilerin takip etme oranı değişkenlik gösterebilir. Ancak bu bloggerın tercihidir ve her iki tarzda da (konu odağını daraltan ya da aynı anda çok farklı konularda yazan) çok başarılı örnekler bulmak mümkün.

Özgünlük:

Başarılı bir blog için en önemli kriterin bu olduğunu düşünüyorum. Konu, tasarım, altyapı, dil ne olursa olsun, içeriğin özgünlüğü bir blogun en önemli sermayesidir. Günümüzde, sosyal medyanın da desteği ile takip edilen blog sayısı doğal olarak artmakta. Ancak, kopyala – yapıştır yöntemi ile içerik oluşturmak kolay bir yöntem gibi görünse de, etik ve telif problemleri bir yana takipçilerin beğenisi açısından bile orta vadede getireceği ciddi zararlar vardır. Gördüğünüz bir haberi ya da başka bir blogda gördüğünüz bir yazıyı beğenmiş olabilirsiniz. Ancak ilham almaktan öteye geçtiğinizde sorunlar çıkmaya başlayacaktır. Kısaca, üretmediğini sunmak doğru değildir.

Dil:

Çok önemli bir bariyer daha. Aynı zamanda da bıçak sırtı bir konu. Hangi dilde yazıyor olursanız olun, o dile saygı duyarak yazmalısınız. Günlük dilde veya konuşma dilinde yazıyor olmak adına temel kuralları atlamamalı, samimi olacağım derken komik duruma düşmemelisiniz. Bu konuda uygulanabilecek en iyi yöntem yazılanları güvenilir bir ikinci gözün incelemesinden geçirmek olabilir. Eğer buna imkan yoksa, yazı asla hemen yazılır yazılmaz yayımlanmamalı, yazım işlemi bittikten bir süre sonra mutlaka sakin bir zihinle ve ilk kez okuyucu gözüyle tekrar okunup düzeltilmeli ve sonra yayımlanmalıdır.

Bu noktada yazıların uzunluğundan da bahsetmek mümkün. Kimi uzun yazıların takipçileri ittiğini ve kısa yazıların daha çok itibar göreceğini düşünüyor olsa da, ben yazının önce yazanı tatmin etmesi gerektiği görüşündeyim. Tabii ki okuyacak kişinin gözünden görmek ve ona göre hareket etmek önemli ancak yazan kişinin “tam olmadığını” düşündüğü bir yazıyı kendi imzası ile yayınlaması ne kadar doğru olabilir? Bu yüzden gereksiz, fazla bilgilerden ve daha kötüsü tekrarlardan kaçınıldığı müddetçe yazının uzunluğunun problem teşkil etmediğini düşünüyorum.

Ciddiye Almak

Blog yazmak hayatınızın en önemli işi de olabilir, diğer bir çok sorumluluğunuzun yanında kısıtlı zamanınızı ayırdığınız bir hobi de olabilir. Çok şahsi konularda da yazıyor olabilirsiniz, çok teknik konularda da. Edebiyat da yazıyor olabilirsiniz, bilgisayar oyunları veya sosyal medya üzerine de. Her ne yapıyor olursanız olun, en kilit konulardan biri yaptığınız işi ciddiye almaktır. Ciddiye almadan yaptığınız bir iş mutlaka ve mutlaka fark edilecektir. Yaptığınız işi seviyorsanız işiniz kolay. Ancak sevmeden yapıyor veya zorunluluk olarak görüyorsanız da en azından ciddiye alarak yapmak boynunuzun borcu olmalıdır. 

Yaptığınız iş dışında, takipçilerinizi ve okuyucularınızı da mutlaka ve mutlaka ciddiye almalısınız. Hiç kimse kandırıldığını veya önemsenmediğini hissettiği bir yere tekrar gelmez. Bu yüzden yazılarınızı okuyan kişiye, onu ciddiye aldığınızı ve önemsediğinizi hissettirmeniz gerekli. Bunu sağlamanın en kolay yolu, onları gerçekten ciddiye almak ve önemsemektir.


Göze Hitap

Bir dönemin assolistleri için çok kullanılan bir deyimdi bu: “Kulağa olduğu kadar göze de hitap etti” diye yazardı magazin gazeteleri. Göze hitap etmek blogunuz için de çok önemlidir. “İçerik” başlığının altında da değerlendirilebilecek “Görsellik” kavramı, dikkat edilmesi gereken olmazsa olmazlardan biridir.

Tüketim çağını yaşıyoruz. Uzun uzun okumaya ayırabildiğimiz zaman ve sabır gittikçe azalıyor. Bu yüzden okunmayı kolaylaştıracak görsel öğeleri doğru kullanmak sayfanızın birkaç adım öne geçmesini sağlayabilir. Burada “Görsellik” diye bahsedilen kavram çok farklı kriterleri içermektedir.

Birincisi, yazının kendisi ile ilgili. Doğru noktalama işaretleri ile yazılmış, doğru yerlerden paragraflara ayrılmış, maddelere ayrılmış, başlıklarla ve alt başlıklarla desteklenmiş, gereken yerleri kalın ya da italik harflerle vurgulanmış bir metni okumak daha kolaydır. Bir de doğru font seçilmişse, okuyucu için tüm engeller ortadan kaldırılmış demektir. Ancak diğer her konuda olduğu gibi bu konuda da aşırıya kaçmamak gerektiğini belirtmekte fayda var. Olur olmaz font formatlamak, renklendirmeyi gereksizce, göz alıcı ve dikkat dağıtacak şekilde abartmak, kaş yapacağım derken göz çıkarmak gibidir. Bu yüzden formatlamayı sadece gerektiği yerde kullanıp, mümkün olduğu kadar sade kalmaya gayret göstermek önemlidir.

Görsellik konusunda bir başka silah da “Resim” kullanımıdır. Bazen doğru bir resim bin cümleye bedel olabileceği gibi anlatmak istediğiniz konuyu destekleyecek ya da zenginleştirecek doğru resim kullanımı anlatmak istediğinizin okuyucuya daha kolay geçmesi konusunda size yardımcı olacaktır. Kullanılan resimler konusunda da özgünlüğü ön planda tutmak oluşturduğunuz “eserinizin” eşsiz olmasını sağlayacak ve değerini arttıracaktır. Mümkünse kendi çektiğiniz resimlerle süsleyeceğiniz bir yazının eşi benzeri yoktur. Buna imkan yoksa da, yazınız ile ilgili Google’da yapacağınız görsel aramasında karşınıza çıkacak ilk resmi kopyalamak yerine, internetten bulacağınız resimleri de mümkün olduğunda özgünleştirmeyi deneyerek bu konuda farklılaşmanız mümkün olabilir. Tabii ki yine etik ve telif konularını dikkate alarak.

Hiç birini sağlayamıyorsanız, internet üzerindeki ücretsiz görsel sitelerinden, konu ile ilgili materyalleri temin etmek mümkün.

Görsellik konusunda mutlaka bahsedilmesi gereken bir başka konu da sayfa tasarımı. Hangi platformu ve sunucuyu kullanıyor olursanız olun, sitenize en uygun temayı bulmak için biraz emek harcanması takipçiler tarafından mutlaka takdir görecektir. Genel tasarım anlamında da fazla hareketli bir sayfadan kaçınmakta fayda var. Her yerinde animasyonlar olan, müzikler, efektler ve başka uyaranlar içeren bir sayfa takipçiyi kaçıracaktır.

Görsellik anlamında sizin için en uygun olan dengeyi takipçilerinizin de görüşleri ile yine siz belirleyeceksiniz.


Altuğ Tatlı; 43 yaşında, evli ve iki kız çocuk babasıyım. Bir otomotiv firmasında Bilgi İşlem Yöneticisi olarak çalışıyorum. 2014 Temmuz’unda www.liveaplus.com ‘u yayına açtım ve işlerimden fırsat buldukça burada hayata dair yazılar yazmaya çalışıyorum.